27 Şubat 2016 Cumartesi

TIKIRTI


“Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır 
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım 
Bu gece dağ başları kadar yalnızım”                                        Attila İlhan

     O tıkırtı da ne? Tam yatağa yatmışsın, elindeki kitabın sayfaları yavaş yavaş göz kapaklarını kapatırken, birden odanın içinden bir yerden bir ses duyarsın. Mantıklı bir açıklama bulursan ne âlâ; ya bulamazsan. Kalorifer sesi değil, üst kattan, alt kattan değil.
        Akla ilk fare, hırsız vs. bir yabancı geliyor değil mi? Çünkü evde yalnızsın. Korktun mu? Dışarıda olsa korkmazsın tabi... İnsan, sonuçta dışarı çıkarken sadece paltosunu, ayakkabısını değil; korunma zırhını da giyip çıkıyor. 
      Biraz önce ben de bir ses duydum. Korktum mu? Yok. Şükür, yalnız değilim galiba dedim. Evde bir canlı olsun da ne olursa olsun; arkadaşım olsun, bir iki günlük mücadelem olsun diyecek kadar, yalnız ve sahipsiz bırakmayın kendinizi.
      Ha bu arada, fare kız olursa Lili, erkek olursa Maya olsun adı. Ölümsüz aşklar, bir şekilde, bir yerlerde yaşasın en azından.

“Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır?
Eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı, 
Karanlık çöktü denize. 
Yalnızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin, 
Ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin...”           Attila İlhan



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder