14 Mart 2016 Pazartesi

İyi misin?

Cüneyt Arıkan'ın kalemine sağlık.

    İyiyim demeye utanır olduk. Bu kadar insan ölmüşken, bu kadar insan yaralanmışken ve bunca yürek acıyla yanarken. Evet, merak etmeyin iyiyim (!), yok evdeyim, çıkmıyorum bi' yere. Arayan arayana, her konuşmada biraz daha iyi olma hâlinden uzaklaşarak, aynı replikleri tekrarladım. 
    Dün Kızılay'a gidecektim çünkü yorgundum, hayattan kopmuştum; çünkü Kızılay'a hayatı hissetmeye gidilir, hayatını kaybetmeye değil! Belki sinemaya gidecektim; belki Karanfil'de, Konur'da turlayıp, bi' bira içecektim, biraz müzik dinleyip, benim dışımda akan hayatı izleyecektim.. Belki yine kaybolup, kendimi yine Nefes'in önünde bulacaktım; çünkü Kızılay'da, hayatın kalabalığına karışılıp kaybolunur, hayat kaybedilmez! Belki İzmir Caddesi'den yün alacaktım, belki düğme.. Güvenpark'ta güvercinlerin bana yol vermesini gülümseyerek bekleyecektim; "Benim ülkemde güvercinleri vurmazlar" diyen Hrant'ı hatırlayacak, içimde erguvanlar açacaktı belki de... Çiçekçilerden iki demet nergis alacaktım belki de; bir hafta boyunca eve her girdiğimde, mis kokularıyla mutlu etsinler beni diye.. Durakta otobüs mü dolmuş mu diye kararsız kalacaktım, kimbilir belki de havaya uçacaktım ama otobüs saatini tututurdum diye mutluluktan değil! 
    Şimdi herşeye inat Kızılay'a gitmeli! Bunlara alışmamız lazım diyen yetkilere (!) inat, ülkeyi sırf ezik bir ego uğruna, yangın yerine çevirenlere inat! Bombalar uzaklarında patlıyor diye, umursamaz hayatlarına devam edenlere inat! Çünkü Kızılay'da isyan edilir! Çünkü Kızılay'da, size inat, ölüm değil, hayat vardır, YKM'nin önünde buluşulur o hayatla! 
     Ölmedim ama iyi değilim, Kızılay'da değildim ama yaralandım, hem de çok yaralandım...

"Vahşet vahşetle açıklanmalı.

Tazeyken yanık et kokusu,
Kılınabilir mi beş vakit namaz?
Hangi kösnü, hangi düş,
Hangi dua unutturabilir,
Toplu mezarları?"                             Ahmet Oktay



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder