2 Mart 2016 Çarşamba

YAŞASIN OYUN TEYZESİ GELMİŞ


Anne modelim
   
   Anne olan kadınlara hiç dikkat ettiniz mi? Birden bir özgüven, bir kararlılık, bir güç gelip oturuyor bakışlarına, tavırlarına. Dünyayı feth etmiş bir kumandan edasıyla kucağa alınıyor o bebek; bir nevi taç giyme töreni gibi. Ve ömrünün geri kalanında anlat anlat bitmez, hamilelik ve doğum hikayeleri yerleşiyor dillerine. Erkeklerin askerlik anıları geliyor aklıma, bu muhabbetlerin ortasına düşünce.
   İşin aslı ne askerlik yaptım, ne çocuk doğurdum; yani bu genelgeçer muhabbetlerde bana susmak düşer genelde. Ama bu beni durdurabiliyor mu? Hayır! Vaktiyle Hava İkmal Bakım Merkezinde koskoca üç ay staj yapmışlığım var (son anda istihbarat subayı tarafından yanma tehlikesi atlatmış olsa da - bu başka bir hikayenin konusu), al sana askerlik!
   Sonra iki kardeşim ve çok yakın üç beş arkadaşımın bizzat hamilelik ve doğum olaylarına eşliğim var ki sonsuz empati yeteneğimi düşünürsek, anne yarısından fazlayımdır, sanırım. En azından 3/4 anneliğim vardır yani..
   Ama çocuk terbiyesi konusunda sıkıntılarım olduğunu oy birliğiyle kabul edebiliriz. Öncelikle çocuklar, gözleri açıldığı andan itibaren, niyeyse beni yetişkin olarak görmeme eğilimindeler. Hayır, çocuk ruhlu, zirzop imajı olan biri değilim. Aksine yetişkinlerin, ne yapacağı belli olmaz diye salavatla yaklaştığı, son derece ciddi ve kontes imajı olan, koskoca bir mühendisim. Bu konuyu çözemedim ama neyse..
   Arkadaşlarımın çocuklarıyla az çok mesai yapmışlığım var. Bir kere, çocuk bırakılacak emin ellerden biriyim, yani inşallah. Sonu kötü biten hikayelerimiz de var zira. İlk tanıştığımızda, Şebboy teyze ya da Cepboy teyze diye başlayan muhabbet, ilerleyen saatlerde abla, ordan şebboy, coccoy, hey corca doğru evriliyor maalesef. Eee benim de bir karizmam var ama laf anlatamiyorsun ki elin çocuğuna. Çocuk kendinin olacak, evire çevire, yok ya o da olmadı. Bakınız yukarıdaki anne modelime.
   Netice itibariyle ben buyum yani. Bir arkadaşımın dört yaşındaki oğluna bir hafta baktım, hem de babasının nezaretinde, çocuk kimyasal alerjisine yakalandı, yediğimiz jelibon ve gofretlerden olduğu söyleniyor ama reddediyoruz tabi. Yeğenimle yaptığımız suç ortaklıklarından, sabahlara kadar çizgi film izlemelerimizden bahsetmiyorum bile.
   Çocuklarına şeker, çukulata, cips felan yedirmeyen anne babalara da ayarım. El kadar çocuk onlar, şu kadarcık mutluluk esirgenir mi hiç. Niye en sevilen teyze benim, niye bana gelmek istiyorlar sanıyorsunuz.
  Evet, abur cubur seviyorum, yiyorum, yediriyorum. Evet, Tsubasa izlemeden uyuyamıyorum (ah ulan, bula bula kapatacak Yumurcak TV'yi buldular, uyku düzensizliğimin sebebi hükümet), rüyalarımı bile bazen cartoon görüyorum.
   Ben buyum; gencim, güzelim, akıllıyım; beğenmeyen oğluna almasın diyeceğim ama maalesef ayarlarımın çoğunun annesi sizlere ömür..










1 yorum: